15 Kasım 2016 Salı

En Güncel Korku Filmleri için

En güncel ve Hd kalitesinde korku filmleri artık tek bir adreste! Sizde keyifli bir şekilde güncel korku filmlerini hd kalitesinde ve keyifli olarak izlemek isterseniz eğer sitemiz sizler için her daim hazırdır;

http://www.nethdfilm.com/

25 Eylül 2016 Pazar

Son Dakika Haberleri Nahid Hattar protestosu

Ürdün'de gazeteci-yazar Nahid Hattar'ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesi memleketi El-Fuhays kentinde protesto edildi.

El-Fuhays'ta toplanan yüzlerce kişi, Hattar'ın öldürülmesini kınadı. "Ey şehit, rahat ol, biz mücadeleye devam ediyoruz" şeklinde slogan atan göstericiler, Kral Abdullah'ın yeni hükümeti kurmakla görevlendirdiği Hani el-Mulki'nin istifa etmesini talep etti.
Gösteride konuşan Hattar'ın kardeşi Macid Hattar, "Nahid bu vatanının evladıdır. Ne Müslüman ne Hristiyandır." ifadelerini kullanarak, yarın başkent Amman'daki Başbakanlık konutu önünde protestolara devam etme çağrısında bulundu.
Ürdün resmi haber ajansı PETRA'da yer alan habere göre, başkent Amman'ın şehir merkezinde yer alan Adalet Sarayı'nın önünde bir kişinin silahlı saldırısına uğrayan Hattar olay yerinde yaşamını yitirirken, saldırgan emniyet güçleri tarafından gözaltına alınmıştı.
Ürdün makamları, 13 Ağustos'ta sosyal paylaşım sitesi Facebook sayfasında İslami değerlere ve Allah'a yönelik hakaret içerikli paylaşımları üzerine "ırkçı ve mezhep kışkırtması" suçlamasıyla gözaltına alınan Hattar'ı kefaletle serbest bırakmıştı.

Şehitler köprüsünden atladı

15 Temmuz Şehitler köprüsünden atlayan kişi ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

Deniz polisi tarafından karaya çıkarılan 30-35 yaşlarındaki kimliği belirsiz erkek şahıs saat 07.30 sıralarında köprünün korkuluklarına çıkarak hiç beklemeden aşağı atladı.
Görgü tanıklarının haber vermesi üzerine olay yerine gelen Deniz Polisi tarafından denizden kurtarılarak Ortaköy iskelesine çıkarıldı. Sağlık ekipleri 30-35 yaşlarındaki şahsa dakikalarca kalp masajı yaptı. Ağır yaralı olan kişi hastaneye kaldırıldı.

Dünya Arda'nın Peşinde

Katalan basını, İspanya Birinci Futbol Ligi'nin (La Liga) 6. haftasında deplasmanda Sporting Gijon'u 5-0 yenen Barcelona'da 1 gol, 1 asist ile oynayan Arda Turan'ı övdü.

Katalan basınında yapılan yorumlarda Arda Turan'ın, Barcelona Teknik Direktörü Luis Enrique'nin kendisine duyduğu güveni boşa çıkarmadığı yazıldı.

El Mundo Deportivo gazetesi, Arda'nın geçen sezon yaşadığı sıkıntıların ardından iyi bir sezon başlangıcı yaptığını vurgulayarak, "Arda, Luis Suarez'e yaptığı güzel asistle gollerin başlangıcının yolunu açtı. Bu kez Rakitic'in yerinde görev yapan Türk futbolcu, attığı kafa golüyle de Barcelona'nın gol yağmurunda pastanın üzerindeki çileği koydu. Barcelona'da şu ana kadar Sergi Roberto, 4 asistle en çok asist yapan futbolcu olurken, onu 3 asistle Arda izliyor. Roberto ve Arda, Sporting maçında takım arkadaşlarına şeker dağıttı." ifadelerini kullandı.

Sport gazetesi de Arda'yı "bir şampanya şişesine" benzetirken, "Şampanya gibi köpürerek başladı. Luis Suarez'e ilk golün pasını verdi. İkinci yarı biraz performansı düşse de 4'üncü golü kaydetti." diye yazdı.

"Arda, Iniesta'nın yaptığını yaptı ve tekrardan kaleyi görmeye başladı" başlığını da atan Sport, "Luis Enrique, takımda bir kez daha baş aktörlüğü Arda'ya verdi ve Türk futbolcunun bu sezon sergilediği iyi futbol da bunu onayladı. Arda, tüm özelliklerini Sporting maçında gösterdi. Top çaldı, faul yaptırdı, asist yaptı ve gol attı." değerlendirmesinde bulundu.

L'Esportiu adlı gazete ise Arda Turan'ın maç esnasında çekilen büyük bir fotoğrafını manşetinde kullanarak, "Korkutuyorlar" diye yazdı. Arda Turan'ın Sporting maçında beklenenin aksine Messi'nin yerinde değil Andres Iniesta'nın pozisyonunda, orta sahanın solunda ve ortasında görev yaptığını belirten Katalan spor gazetesi, "Türk futbolcunun oynadığı bu alanda da takım için çok verimli olduğunu" kaydetti.

Seyircileri korkudan filmler

"Bu film beni ölümüne korkuttu!" Hangi filmden çıktıktan sonra böyle bir cümle kurdunuz? Bir dahaki sefer bunu söylediğinizde, şunu aklınızda tutun, sinema salonundan sağ salim ayrılabileceğiniz için şanslısınız. Çünkü bazı insanlar için filmin sonu, hayatlarının sonuyla eşdeğer. Hayır, güzel bir filmden sonra “Bu filmden sonra daha film izlemem.” diye hava atan tiplerden bahsetmiyoruz. Bu yazı, gerçekten bir daha film izleyemeyecek olan kişilerle ilgili. Daha açık ifade edersek sinema salonlarında hayata gözlerini yumanlar ile ilgili.

The Conjuring 2 (2016)The Conjuring serisi, etkileyici gişe gelirlerine yardım eden sözde “gerçek hayattaki gerçek insanların” öykülerene değindiği için ekstra korku verici. Ama 2016’nın The Conjuring 2’si Hindistan’daki film severler için biraz daha fazla korkunç olabilir. Times of India’da 17 Haziran 2016’da yayınlanan rapora göre, Tiruvannamalai’deki gösterimlerde kimliği belirsiz bir izleyici, filmin son sahnesinde vefat etmiş. Garip olansa asıl hikaye buradan sonra başlıyor. 65 yaşında bir erkek olarak tanımlanan seyirci, film boyunca göğüs ağrısı çekmekten şikayet ettiği belirtilmiş ve hastaneye götürülmüş. Doktorlar, onun hastaneye vardığı an ölü olduğunu duyurmuşlar. Bedeni, otopsi incelemeleri için başka bir hastaneye devredilmiş ancak adam asla oraya ulaşamamış. Kim olduğu belirlenemeyen bu adamın hikayesi belki de Conjuring serisinin yeni ilgi odağını oluşturacaktır, kim bilir?

The Twilight Saga: Eclipse (2010) Pek çok insan, Twilight’i izlemek yerine ölmeyi tercih edeceklerini söylüyor. Fakat kaç kişi buna gerçekten cesaret etmiş olabilir ki? Bildiğimiz kadarıyla bir kişi. “Gerçekten intihar mı etmiş?” sorusu içinizden geçiyorsa gelen bu üzücü hikayeyi dinleyin ve karar verin. 23 yaşındaki Damian Anthony Smythe, 2010’un yaz aylarında Wellington, Yeni Zelanda’daki The Twilight Saga: Eclipse’nin gösterimine gizlice girdi. Film sonlanıp ışıklar yandığında ise Smythe, yanında bir litrelik boş viski şişesiyle tepkisiz bir halde bulundu. Adli tıbbın buldukları, aşağı yukarı beklediğiniz gibiydi, Smythe’nin alkol zehirlenmesinden ölmüştü. Otopsi raporunda ise “Çok genç bir insanın üzücü ve trajik kaybı” olarak tanımlanıyordu. Smythe’nin babası oğlunun, alkol problemi olduğunu ve rehabilitasyona girmesi için ikna etmeye çalıştığını söyledi. Ancak bu çabasının boşuna olduğu bilgisini gazetecilere verdi.

Avatar (2009)James Cameron’un CGI teknolojisi ile yaratılan, 3 boyutlu destansı Avatar’ını görmeyen var mı? Görsel efektlerde çığır açan bu yapım, ne yazık ki Thailand’daki zavallı bir ruh için biraz faza büyüleyiciymiş. Kimliği belirlenememiş 42 yaşındaki bir adam, film sırasında rahatsızlanıp sinema salonundan hasta ayrılıyor. Tedavi görmek için gittiği acil odasına ulaştığı sırada ise şiddetli bir inmeyle bilincini yitiriyor ve 11 gün sonra ölüyor. Adamın yüksek tansiyonla bir geçmişi varmış ve doktorlar ölümünü, “Filmi anında yanan aşırı heyecanlanma” gerekçesi ile açıklıyor. Bu eleştirinin, genel seyirci kitlesi için olumlu mu olumsuz mu olduğundan emin değiliz. James Cameron ve ekibi bu filmi “heyecanlı” olsun diye yapmadılar mı? Muhakkak tek sebebi bu değildir ancak onun gibi bir sinemacı sunduğu şeyin “öldürücü düzeyde heyecanlı” olmasından haz duyacaktır.

The Passion of The Christ (2004) Mel Gibson'ın İncil’le ilgili destanı The Passion of The Christ, adının geçtiği her mecrada ilginç olaylarla anılan bir film olmuştur. Hz. İsa’nın yeniden dirilişi ve ölümü tasvir edilirken bazı seyircilere göre aşırıya kaçan kan ve şiddet öğeleri yine aynı kesim tarafından eleştirilmişti. Gerçi, filmi izlerken iki kişinin öldüğü göz önüne alındığında bu eleştirilerin haklı bir noktası olabilir. İlk hadise filmin, Şubat 2004’te Kansas'taki gösteriminde meydana gelmiş. 56 yaşındaki Peggy Scott, Hz İsa’nın çarmıha gerildiği sahnede ölümcül bir kalp krizi geçiriyor. Hem de bir yerel tv istasyonu konuşmacısı tarafından "filmin en duygusal sahnesi" diye tarif edilen anda. Manidar bir yorum… O sırada sinemada olan bir hemşire, Scott'u hayata döndürmeye çalışmış ancak çabaları hüsran ile sonuçlanıyor. Scott, yakınlardaki bir hastaneye götürüldüğünde çok ölmüş olduğu anlaşılıyor. Kader, bir ay sonra, cemaatiyle birlikte filmi izlemek için salon kiralayan 43 yaşındaki Brezilyalı bir papaz olan Jose Geraldo Soares için benzer şekilde işledi. Soares'in karısı, kocasının bilincini kaybettiğini fark etti. Peggy Scott'un ölümünde olduğu gibi bir sağlık personeli de şans eseri salondaydı. Ancak Soares'i kurtaramadılar. Bazıları Soares'in ölümü için filmin şiddet seviyesini suçlamakta çabuk davransalar da bir aile dostu bu suçlamaları kabul etmedi. Hatta onlara, şu sözlerle karşı çıktı: "Soares, eşinin yanında sakin bir şekilde film izliyordu."

The Creeping Unknown (1955)Bir astronotun, dünyadaki herkesin yaşamını yok edecek kadar tehlikeli bir uzaylı virüsüyle dünyaya geri dönmesinin hikayesini anlatan film. 1956'da Amerika’da “The Creeping Unknown” başlığıyla yayınladı. Film o yılın Kasım ayının korku filmleri arasındaki yerini aldı. Doğruluğu kesin olmayan bir bilgiye göre de bu filmin “kurbanı” dokuz yaşındaki bir çocukmuş. Ana yolda atar damarı kesilmiş bir halde can çekişen çocuk, Illinois'teki gösterim sırasında ölmüş.